e-ISSN 2587-2524
Cilt : 27 Sayı : 2 Yıl :

Dizinler

Bu derginin içeriği Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı kapsamında lisanslanmıştır.

Androloji Bülteni - : 27 (2)
Cilt: 27  Sayı: 2 - 2025
1. 
Kapak
Cover

Sayfa I

2. 
Danışma Kurulu
Reviewers

Sayfalar II - III

3. 
Başkan'dan
From the President

Sayfa IV

4. 
Editör'den
From the Editor

Sayfa V

5. 
İçindekiler
Contents

Sayfa VI

ORIJINAL ARAŞTIRMA
6. 
Şiddetli oligospermi ve varikoseli olan hastalarda varikoselektominin intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu gebelik başarısına etkisi
The effect of varicocelectomy on intracytoplasmic sperm injection pregnancy success in patients with severe oligospermia and varicocele
Yusuf Arıkan, Abdurrahman Hamdi İnan, Mert Güroğlu, Mehmet Zeynel Keskin
doi: 10.24898/tandro.2025.65632  Sayfalar 61 - 65
AMAÇ: Ciddi oligospermi olan infertil erkeklerde ek olarak varikoselektomi varsa ve İntrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu (ICSI) planlanıyorsa varikoselektomi gerekliliği konusunda tartışmalar mevcuttur. Bu çalışmada ciddi oligospermisi olan varikosel hastalarında varikoselektominin ICSI başarısı üzerine etkisi araştırılacaktır.


GEREÇ ve YÖNTEMLER: Çalışmada ICSI öncesi varikoselektomi olan (Grup 1) 60 ve ICSI öncesi varikoselektomi olmayan (Grup 2) 32 hastanın verileri karşılaştırılmıştır. Hastaların demografik verilerinden hasta ve parternini yaşı, laboratuvar tetkiklerinden hormon seviyeleri ve sperm parametreeleri, radyolojik olarak Skrotal Doppler Ultrasonogragi bulguları karşılaştırılmıştır. ICSI sonrası ise klinik gebelik oranları, düşük oranları ve canlı doğum oranları değerlendirilmiştir.
BULGULAR: Grup 1’deki hastalarda varikoselektomi operasyonu sonrasında sperm sayısı ve hareketlilikte belirgin artış görülmüştür. Grup 1’deki hastaların operasyon öncesi ve sonrası sperm parametrelerinin Grup 2 ile karşılaştırılmasında ise operasyon öncesi hiçbir farklılık yokken operasyon sonrasında sadece sperm sayısında istatistiksel olarak etkilendiği saptanmıştır. Grup 1'de 44 hastada (%73,3) ve Grup 2'de 21 hastada (%65,6) klinik gebelik gözlenmiş ve gruplar arasında istatistiksel fark bulunmamıştır (p: 0,321). Grup 1'de 11 hastada (%25) ve Grup 2'de 7 hastada (%33,3) düşük gözlenmiştir (p: 0,128). Canlı doğum Grup 1'de 33 hastada (%55) ve Grup 2'de 14 hastada (%43,7) gözlenmiştir ve Grup 1'de istatistiksel olarak daha yüksektir (p: 0,026).

SONUÇ: Ciddi oligospermisi olan varikoselektomi hastalarında ICSI öncesi varikoselektomi klinik gebelik ve düşük oranlarını etkilemezken canlı doğum oranlarında artışa neden olmaktadır.

7. 
Pelvik taban kas gücünün kadınlarda cinsel fonksiyon ve aşırı aktif mesane semptomlarıyla ilişkisi: Kesitsel bir gözlemsel çalışma
Relationship between pelvic floor muscle strength, female sexual function, and overactive bladder symptoms: A cross-sectional observational study
Buğra Çetin, Mehmet Alican Sapmaz
doi: 10.24898/tandro.2025.18853  Sayfalar 66 - 71
AMAÇ: Bu çalışma, pelvik taban kas gücü ile kadın cinsel fonksiyonu ve özellikle orgazm yetisi arasındaki ilişkiyi ve aşırı aktif mesane (AAM) semptomlarının bu ilişki üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu kesitsel çalışmaya, AAM semptomlarıyla jinekoloji polikliniğine başvuran, 18-60 yaş arası cinsel olarak aktif 316 heteroseksüel kadın dahil edilmiştir. Pelvik kas gücü Modifiye Oxford Sınıflandırması ile değerlendirilmiş; cinsel işlev, mesane sağlığı ve eşin ejakülasyon süresiyle ilgili algı sırasıyla FSFI, OAB-V8 ve PEP-Kadın anketleriyle ölçülmüştür.
BULGULAR: Orgazm yaşayan kadınlarda Modifiye Oxford skoru, FSFI ve PEP-Kadın skorları anlamlı düzeyde daha yüksek; OAB-V8 skoru ise daha düşüktü (tüm karşılaştırmalar için p<0.001). Pelvik kas gücü ile FSFI ve PEP-Kadın skorları arasında pozitif; OAB-V8 skoru ile negatif yönde güçlü korelasyonlar saptanmıştır.
SONUÇ: Pelvik taban kas gücü, kadınlarda hem cinsel işlev hem de mesane sağlığı ile yakından ilişkilidir. Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde pelvik kas değerlendirmesi ve eğitimi, eşzamanlı olarak hem cinsel memnuniyetin hem de mesane kontrolünün iyileştirilmesine katkı sağlayabilir.

8. 
Adolesanlarda testis torsiyonu ve epididimo-orşit tanısında hematolojik parametrelerin öngörücü rolü
Predictive role of hematological parameters in testicular torsion and epididymo-orchitis in adolescents
Ufuk Çağlar, Oğuzhan Yıldız, Ali Ayrancı, Mücahit Gelmiş, Ömer Sarılar, Faruk Ozgor
doi: 10.24898/tandro.2025.34545  Sayfalar 72 - 77
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı adolesanlarda epididimo-orşit ve testis torsiyonunun hematolojik para-metreler üzerine etkilerini değerlendirmektir.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: 2018-2023 yılları arasında üçüncü basamak sağlık kuruluşuna akut skrotal ağrı şikayeti ile başvuran hastaların verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Epididimo-orşit ve testis torsi-yonu tanısı alan adolesan hastalar çalışmaya dahil edildi. Tam kan sayımı parametreleri (Nöt-rofil, lenfosit, monosit, trombosit sayıları ve ortalama trombosit hacmi) ve inflamasyon belir-teçleri (LMR, NLR, PLR, SII indeksi, SIRI indeksi) testis torsiyonu ve epididimo-orşit grup-ları arasında karşılaştırıldı. Ayrıca, testis torsiyonu olan hastaların verileri testis fiksasyonu yapılanlar ile orşiektomi yapılanlar arasında karşılaştırıldı.
BULGULAR: Kırk hasta testis torsiyonu grubunda ve 54 hasta epididimo-orşit grubundaydı. Ortalama len-fosit ve trombosit sayıları epididimo-orşit grubunda istatistiksel olarak anlamlı derecede yük-sekti (sırasıyla p=0.001 ve p=0.008). Medyan nötrofil sayısı torsiyon grubunda daha yüksekti (p=0.001). Medyan LMR değeri epididimo-orşit grubunda istatistiksel olarak daha yüksek-ken, medyan NLR ve medyan PLR değerleri torsiyon grubunda daha yüksekti (sırasıyla p=0,003, p=0,001 ve p=0,019). Ortanca SII ve SIRI değerleri torsiyon grubunda istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti. Orşiektomi grubunda medyan monosit sayısı fiksasyon grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksekti (p=0,001). Ortanca LMR değeri fiksasyon gru-bunda 4.1 iken orşiektomi grubunda 2.2 idi (p=0.025). Ortanca SIRI değeri fiksasyon gru-bunda 1.9 iken orşiektomi grubunda 4.6 idi (p=0.012).
SONUÇ: Testis torsiyonu inflamasyon dışında iskemik bir süreç olduğu için erken dönemde hemato lojik parametreleri epididimo-orşite göre daha fazla etkilemektedir. Torsiyon hastalarında monosit sayısı, LMR değeri ve SIRI indeksi orşiektomi olasılığını öngörebilir.

9. 
İnfertilite nedenine göre kadınlarda kafein tüketimi ve tercih nedenleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Determination of the relationship between caffeine consumption and reasons for preference in women according to the cause of infertility
Kader Yıldız, Yeliz Kaya
doi: 10.24898/tandro.2025.56667  Sayfalar 78 - 84
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, infertilite tanısı almış kadınlarda günlük kafein tüketim düzeyini, tüketim nedenlerini ve bilgi kaynaklarını infertilite nedenine (nedeni açıklanan ve açıklanamayan) göre karşılaştırarak olası farklılıkları belirlemektir.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Araştırma bir Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Ünitesine başvuran 150 kadın ile yapılmıştır. Veriler, sosyo-demografik özellikleri belirleme formu ve kafein kullanımına özgü veri toplama formu ile toplanmıştır.
BULGULAR: Kadınların kafein tüketim nedenlerine ilişkin bulguların dağılımları arasında anlamlı bir farklılık elde edilmiştir (p=0,001). Nedeni açıklanan infertil kadın grubunda “lezzet amacıyla” nedeni açıklanamayan infertil kadın grubunda ise “daha iyi hissetmek amacıyla” tüketildiği saptanmıştır. Her iki gruptaki kadınların günlük kafein kullanımları değerlendirildiğinde ise iki grup arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p=0,567).
SONUÇ: Kadınlarda üreme sağlığı açısından riskli davranışlarının anlaşılması ve bu davranışları etkileyen faktörlerin belirlenmesi, önleyici stratejilerin geliştirilmesi önem arz etmektedir.

10. 
Penil fraktür nedeniyle opere edilen hastaların klinik sonuçları ve komplikasyonlarla ile ilişkili faktörler: 10 yıllık sonuçlarım
Clinical outcomes and factors associated with complications in patients operated for penile fracture: Our 10-year results
Enis Mert Yorulmaz, Kürşad Dönmez, Sacit Nuri Görgel, Yigit Akın
doi: 10.24898/tandro.2025.02259  Sayfalar 85 - 93
AMAÇ: Penil fraktür (PF), nadir fakat ciddi bir ürolojik acil durumdur. Bu çalışmada, ameliyat edilen PF hastalarının klinik sonuçları ve ameliyat sonrası erektil disfonksiyon (ED) gelişimini etkileyen faktörler değerlendirildi.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Çalışmaya kliniğimizde 10 yıllık süre içinde PF nedeni ile opere edilen kriterlere uygun 35 hasta dâhil edildi. Retrospektif incelemede hastaların demografik, klinik, ameliyat ile ilgili verileri ve ameliyat sonrası komplikasyonları ile ED arasındaki ilişki incelendi. Ameliyat öncesi ED’si mevcut olan hastalar çalışma dışında bırakıldı. ED, Uluslararası Ereksiyon Fonksiyonu Endeksi’nin (IIEF-5) <22 olarak değerlendirilmesi ile tanımlandı. Tüm analizlerde istatistiksel anlamlılık sınırı p <0,05 olarak belirlenmiştir.
BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 38,8±12,79 yıl olarak hesaplandı. Başvuru esnasındaki yaş ile ED arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki izlendi (p<0,001). Eşlik eden hastalıklar incelendiğinde diyabeti (DM) olan bireylerde ED görülme oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksekti (p<0,001). Travma oluş mekanizmaları ile ED arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki görülmedi. ED izlenen hasta grubunda ortalama defekt uzunluğu 46,7 mm ±5,16 ölçüldü (p<0,001).
SONUÇ: Yaş, DM ve tunikal defektin uzunluğu ED için predispozan faktörledir. Bu durumların varlığında erken ve özenli müdahale ile hastaların bilgilendirilmesi komplikasyonların önlenmesine katkıda bulunabilir.

11. 
Penil kanser hakkında YouTube videolarının kalite ve güvenilirlik analizi
Quality and reliability assessment of YouTube videos on penile cancer
Nazım Furkan Günay, Mücahit Gelmiş, Çağlar Dizdaroğlu
doi: 10.24898/tandro.2025.91129  Sayfalar 94 - 98
AMAÇ: Penil kanser ile ilgili YouTube videolarının hasta eğitimi açısından kalite ve güvenilirliğini değerlendirmek.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: “Penil kanser” anahtar kelimesiyle yapılan YouTube aramasında ilk 100 video incelendi. İngilizce olmayan, reklam içeren veya tekrar eden videolar çalışma dışı bırakılarak toplamda 52 video analiz edildi. Videolar DISCERN ve JAMA Benchmark kriterleri kullanılarak değerlendirildi. Veriler istatistiksel analizlerle karşılaştırıldı.
BULGULAR: Videoların %52’si hekimler, %42’si sağlık ile ilgili siteler, %6’sı ise hastalar tarafından yüklendi. DISCERN’e göre videoların %15’i “mükemmel”, %15’i “iyi”, %35’i “orta”, %18’i “kötü” olarak değerlendirildi. Hekim kaynaklı videolar, diğer kategorilere göre daha yüksek DISCERN güvenilirlik ve tedavi puanlarına sahipti. Videoların süresi ile kalite puanları arasında pozitif ilişki bulundu.
SONUÇ: YouTube, hasta eğitimi için potansiyel taşısa da mevcut içeriklerin çoğu kapsamlı ve hasta odaklı bilgilerden yoksundur. Bu durum sağlık profesyonellerinin yüksek kaliteli içerik üretme sorumluluğunu artırmaktadır.

DERLEME
12. 
Epididimovazostomi cerrahisinde patens ve gebelik oranları değişti mi?
Have patency and pregnancy rates changed in epididymovasostomy surgery?
Yaşar Pazır
doi: 10.24898/tandro.2025.66674  Sayfalar 99 - 104
Epididim obstrüksiyonundan kaynaklanan erkek infertilitesinin spesifik tedavisi mikrocerrahi epididimovazostomi (EV) ile mümkündür. Epididimovazostomi için literatürde çeşitli teknikler edilmiştir. 1978’den 2004’e kadar, genellikle uç uca veya uç yan anastomoz teknikleri kullanılmıştır. Ancak, daha yüksek patens ve gebelik oranları nedeniyle 2004’ten sonra yapılan çalışmaların çoğunda intussepsiyon teknikleri kullanılmıştır. Günümüzde longitidunal intussepsiyon epididimovazostomi tekniği altın standart olarak kabul edilmektedir. EV’nin çift taraflı yapılması, daha kaudal bir alana anastomoz yapılması ve epididim sıvısının hareketli sperm içermesi patensi artıran prediktif faktörlerdir. Robotik cerrahinin artan popülerliği ile birlikte bu teknolojiler mikrocerrahi EV’ye uyarlanmış ve geleneksel mikrocerrahi yaklaşımla karşılaştırılabilir başarı oranları elde rapor edilmiştir. EV, son yüzyılda cerrahi teknikte önemli gelişmeler olan, teknik olarak en zor prosedürlerden biri olarak kabul edilir. Son on yılda mikrocerrahi teknikler kullanan deneyimli cerrahlar tarafından yüksek patens ve gebelik oranları bildirilmiştir. Ayrıca, EV’nin yardımcı üreme teknolojilerine göre daha düşük maliyetli olması, kadın partner ve fetüs için ek risk oluşturmaması ve çoklu gebeliklere olanak sağlaması gibi potansiyel avantajları vardır. Bu nedenlerden dolayı EV epididimal obstrüksiyon için ilk tedavi seçeneği olarak önerilmektedir.

13. 
Ereksiyon nörofizyolojisi ve epilepsi hastalarında erektil disfonksiyon patofizyolojisi
Neurophysiology of erection and pathophysiology of erectile dysfunction in patients with epilepsy
Murat Şambel, Şahin Kılıç, Ateş Kadıoğlu
doi: 10.24898/tandro.2025.22230  Sayfalar 105 - 111
Bilindiği üzere cinsel sağlık, kişinin kendisi ve partnerinin yaşam kalitesi açısından oldukça önemlidir. Literatürde, birçok hastalığın cinsel sağlığı olumsuz yönde etkileyebildiği gösterilmiştir. Erkekte en sık görülen cinsel sağlık sorunu erektil disfonksiyon olup etiyolojisi multifaktöriyeldir. Epilepsi hastalığı ve bu hastalığın tedavi süreci de erektil fonksiyonları farklı mekanizmalar üzerinden bozabilmektedir. Ayrıca epilepsi hastalarında erektil disfonksiyonda, psikososyal faktörlerin de rol oynayabileceği unutulmamalıdır. Nörolojik hastalıklar kronik süreçler olduğundan genellikle primer hastalığın tedavisine odaklanılmakta ve cinsel sorunlar göz ardı edilmektedir. Epilepsi hastalığında sık görülen bir cinsel sorun olan erektil disfonksiyon multidisipliner bir yaklaşım ile değerlendirilmelidir. Bu hastalarda erektil disfonksiyon patofizyolojisine hâkim olmak, tedavi yaklaşımı ve hasta sorunlarına etkili çözümler sunmak açısından kritik öneme sahiptir. Bu derleme, epilepsi hastalarında görülen erektil disfonksiyonun literatür eşliğinde nörofizyolojik temellerini ve etiyolojik mekanizmalarını incelemeyi hedeflemektedir.

OLGU SUNUMU
14. 
Primer distal üretra kondiloma aküminatum olgusu
A case of primary distal urethral condyloma acuminatum
Hüseyin Sosa, Nisa Begüm Öztürk, Abuzer Öztürk, Aydemir Asdemir
doi: 10.24898/tandro.2025.64624  Sayfalar 112 - 114
Altı ay önce şüpheli cinsel ilişki öyküsü olan 30 yaşında erkek hasta hematüri ve dizüri ile kliniğimize başvurdu. Hastanın yapılan fizik muayenesinde eksternal üretral meatusta papiller oluşumlar gözlendi. Sistoskopide mesanede patolojik oluşum saptanmayan hastanın üretral lezyonuna eksizyon uygulandı. Mikroskobik inceleme sonucu kondiloma aküminata olarak saptandı. Literatür incelendiğinde farklı ürethral kondiloma aküminata vakaları bildirilmektedir. İlk defa ürethral kondiloma aküminata ile karşılaşan hekim tarafından kolaylıkla papiller üretelyal kanser ile karıştırılabilir. Bizim olgumuzda ek olarak; hastamızda genital lezyon bulunmaması, üretral enstrümantasyon öyküsü olmaması ve sadece eksternal üretral meatusta papiller lezyon şikâyeti ile başvurması olgumuzu ilginç kılmaktadır.

ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ
15. 
Androloji Yayınları ve Kongre Takvimi
Publications and Congress Calendar of Andrology

Sayfalar 115 - 118
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale