e-ISSN 2587-2524
Cilt : 27 Sayı : 3 Yıl :

Dizinler

Bu derginin içeriği Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı kapsamında lisanslanmıştır.

Androloji Bülteni - : 27 (3)
Cilt: 27  Sayı: 3 - 2025
1. 
Kapak
Cover

Sayfa I

2. 
Danışma Kurulu
Reviewers

Sayfalar II - III

3. 
Başkan'dan
From the President

Sayfa IV

4. 
Editör'den
From the Editor

Sayfa V

5. 
İçindekiler
Contents

Sayfa VI

ORIJINAL ARAŞTIRMA
6. 
Penis kalınlaştırıcı bir yöntem olarak düşük yoğunluklu ekstrakorporeal şok dalga tedavisi kullanılabilir mi?
Can low-intensity extracorporeal shock wave therapy be used as a penis thickening method?
İbrahim Nüvit Tahtalı, Muhammet Çiçek
doi: 10.24898/tandro.2025.40374  Sayfalar 119 - 123
AMAÇ: Bu çalışma, düşük yoğunluklu ekstrakorporeal şok dalga tedavisinin (Li-ESWT), penis kalınlaştırıcı bir yöntem olarak uygulanabilirliğini incelemeyi amaçlamaktadır.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Erektil disfonksiyon şikâyetiyle başvuran 30 hasta çalışma kapsamına alındı. Hastaların yaş ortalaması 47 (26–57) idi. Tedavi öncesinde ve tedavi sonrası 3., 6. ve 12. aylarda hastaların cinsel fonksiyon düzeyi (IIEF-5 skorlaması), penis boyu ve çapı flaks ve ereksiyon durumunda ölçülerek kaydedildi. Tedavi, haftada bir olmak üzere toplam altı seans boyunca 3000 vuruş ile uygulandı.
BULGULAR: edavi sonrası flaks ve ereksiyon durumunda penis boyunda istatistiksel olarak anlamlı bir değişim gözlenmedi. Ancak, flaks ve ereksiyon halindeki penis çapında sırasıyla %6 ve %7 oranında artış kaydedildi (p<0,001).
SONUÇ: Li-ESWT, ciddi komplikasyonları olan dolgu enjeksiyonları veya cerrahi prosedürlere alternatif, non-invaziv bir penis kalınlaştırma yöntemi olarak kullanılabilir.

7. 
HALP skoru testis torsiyonu sonrası orşiektomiyi öngörebilir mi?
Can the HALP score predict orchiectomy following testicular torsion?
Ali Ayten, Mücahit Gelmiş, Deniz Noyan Özlü, Nahide Kerim Özfiliz, Yunus Çolakoğlu, Yusuf Arikan, Büşra Emir, Serdar Karadağ
doi: 10.24898/tandro.2025.46514  Sayfalar 124 - 129
AMAÇ: Testis torsiyonu (TT), organ kaybıyla sonuçlanabilen ciddi bir pediatrik acildir. Vasküler ve enflamatuvar hastalıklarda, malignitelerde HALP (hemoglobin, albümin, lenfosit ve trombosit) skorunun prognostik değeri birçok çalışmada gösterilmiştir. İnflamasyon ve reperfüzyon hasarının rol oynadığı bilinen TT’nda HALP skorunun orşiektomiyi öngörü değerini, diğer hematolojik parametrelerle karşılaştırarak araştırmayı amaçladık.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Ocak 2005-Haziran 2024 tarihleri arasında TT tanısı koyularak cerrahi uygulanan 10–25 yaş aralığındaki hastaların verileri retrospektif olarak incelendi. Demografik veriler, hematolojik parametreler ve diğer ameliyat öncesi veriler kaydedildi. HALP skoru, diğer enflamasyonu gösteren hematolojik parametrelerle birlikte orşiektomiyi öngörmesi açısından değerlendirildi.
BULGULAR: TT hastaları detorsiyon/orşiopeksi uygulananlar (Grup 1, n=140) ve orşiektomi uygulananlar (Grup 2, n=47) olarak gruplara ayrıldı ve sonuçlar karşılaştırıldı. Gruplar arası yaş ortalamaları benzerdi (p=0,939). HALP skorları arasında anlamlı farklılık izlenmezken (p=0,191), monosit-lenfosit oranı (MLR) iki grup arasında anlamlı olarak farklıydı (p=0,046). Multivaryant analizlerde nötrofil-lenfosit oranı (NLR), platelet-lenfosit oranı (PLR) değerlerinin orşiektomiyi öngördüğü izlendi.
SONUÇ: Sonuçlarımız HALP skorunun TT sonrasında orşiektomiyi başarılı şekilde tahmin etmediğini gösterdi. Ancak diğer hematolojik enflamasyon belirteçleri orşiektomiyi öngörebilir.

8. 
İkinci-dördüncü parmak oranının hayat boyu erken boşalma ile ilişkisi
The relationship of second to fourth finger ratio with life long premature ejaculation
Tuncay Toprak, Mehmet Yılmaz, Mehmet Özay Özgür, Yavuz Onur Danacıoğlu
doi: 10.24898/tandro.2025.56563  Sayfalar 130 - 134
AMAÇ: İkinci ve dördüncü parmak oranı (2D: 4D) fetal androjen maruziyetinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir ve fetal dönemde maruz kalınan androjenik etkinin erken boşalma ile ilişkili olabileceği belirtilmektedir. Bu çalışmada 2D: 4D kullanılarak prenatal androjen maruziyetinin hayat boyu erken boşalma ile ilişkisinin araştırılması amaçlandı.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Yüz kırk altı hayat boyu erken boşalması olan hasta ile 183 herhangi bir cinsel yakınması olmayan hastanın verileri karşılaştırıldı. Detaylı öykü, demografik veriler ve kendi kendine tahmin edilen intravajinal boşalma süreleri kaydedildi. Her iki elin 2D: 4D ölçümleri yapılarak kontrol grubu ile karşılaştırıldı. Boşalma fonksiyonu, Erken Boşalma Tanı Aracı ile, erektil fonksiyon, Uluslararası Erektil Fonksiyon Endeksi ile değerlendirildi.
BULGULAR: Erken boşalan ve kontrol grubunda 2D: 4D ölçümleri sırasıyla sağ el için 0,971±0,017 ve 0.978±0.019 (p=0,001), sol el için 0,973±0.017 vs. 0,976±0.018 (p=0,087) idi. Erken boşalan grupta parmak oranları ile kendi kendine tahmin edilen intravajinal boşalma süreleri arasında (sağ el için; r=0,980, p= <0,001; Sol el için; r=0,984, p= <0,001) ve toplam Erken Boşalma Tanı Aracı puanları arasında (Sağ el için; r=-0,982, p= <0,001; Sol el için; r=-0,979, p= <0,001) anlamlı ilişki mevcuttu.
SONUÇ: Daha düşük 2D: 4D oranı, daha kısa intravajinal boşalma süreleri ile ilişkili bulundu. Bulgular, artan fetal androjen maruziyetinin, yaşam boyu erken boşalma için bir risk faktörü olabileceğini düşündürmüştür.

9. 
Genç erişkin kadınların cinsel sağlık okuryazarlığı, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma davranışları: Etkileyen faktörler ve aralarındaki ilişki
Sexual health literacy and protective behaviors against sexually transmitted diseases in young adult women: Influencing factors and relationship
Merve Coşkun, Güzin Ünlü Suvari, İrem Nur Özdemir
doi: 10.24898/tandro.2025.81084  Sayfalar 135 - 142
AMAÇ: Genç kadınlar, riskli cinsel davranışlara daha açık olup, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve istenmeyen gebelikler gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Cinsel sağlık okuryazarlığının, kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma davranışlarını olumlu etkileyebileceği düşünülerek, bu çalışmada genç erişkin kadınlarda cinsel sağlık okuryazarlığının korunma davranışlarına etkisi incelenmiştir.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu tanımlayıcı ilişkisel çalışma, Mayıs–Eylül 2024 tarihleri arasında İstanbul’daki bir eğitim ve araştırma hastanesinde, 18–24 yaş arası 256 kadın ile yürütülmüştür. Örneklem büyüklüğü güç analizi ile belirlenmiştir. Veriler Katılımcı Bilgi Formu, Cinsel Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan Korunma Davranış Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler istatistik programı kullanılarak analiz edilmiş, güvenilirlik Cronbach alfa katsayısı ile değerlendirilmiş ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir.
BULGULAR: Katılımcıların yaş ortalaması 21,67±1,84 olup, büyük bir kısmı üniversite mezunu ve bekârdır. Katılımcıların yüzde 46,1’i cinsel sağlık eğitimi almıştır. Sosyodemografik faktörlerin, cinsel sağlık okuryazarlığı ve korunma davranışları üzerinde anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir. Kısmi zamanlı çalışanlar ve ara sıra alkol kullananların cinsel sağlık okuryazarlığı puanlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Cinsel sağlık eğitimi alanların her iki ölçekten de daha yüksek puan aldığı belirlenmiştir. İnternet kullanım amaçları arasında sosyal medya ve video izleme tercih edenlerde, her iki ölçekte de daha yüksek puanlar elde edilmiştir. Cinsel bilgi ve tutum düzeyi arttıkça, korunma davranışlarının da arttığı görülmüştür. Cinsel sağlık okuryazarlığı ile korunma davranışları arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur.
SONUÇ: Genç erişkin kadınların cinsel sağlık okuryazarlığı düzeyleri, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma davranışlarını olumlu etkilemektedir. Sosyodemografik özellikler, eğitim düzeyi ve bilgi kaynakları bu süreçte önemli bir rol oynamaktadır. Sonuçlar, kadınların cinsel sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık programlarının önemini vurgulamaktadır.

10. 
Gebelerde cinsel ilişki esnasında beden algısının trimesterlere göre karşılaştırılması
Comparison of body perception during sexual intercourse in pregnant women according to trimesters
Zehra Çerçer, Ferhat Aslan, Duygu Ayar
doi: 10.24898/tandro.2025.65768  Sayfalar 143 - 149
AMAÇ: Bu çalışma ile gebelerde cinsel ilişki esnasında beden algısının trimesterlere göre karşılaştırılması amaçlandı.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Tanımlayıcı ve karşılaştırıcı tipte olan bu çalışma Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan bir eğitim ve araştırma hastanesinin Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği’nde, Nisan-Ekim 2024 tarihleri arasında, rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 183 gebeyle yürütüldü. Veri toplama aracı olarak, “Kişisel Bilgi Formu” ve “Cinsel İlişki Esnasında Bedeni Algılama Ölçeği (CİEBAÖ)” kullanıldı. Veriler Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve Spearman korelasyon testleri ile analiz edildi. İleri analizlerde Dunn testinden faydalanıldı.
BULGULAR: Gebelerin CİEBAÖ puan ortalamalarının 1. Trimester (1,54±0,42), 2. Trimester (1,51±0,51) ve 3. Trimester (1,46±0,58) olduğu bulundu. Araştırmada gebelerin trimesterlere göre CİEBAÖ puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık gözlenmedi (p>0,05).
SONUÇ: Çalışmada, gebelerin trimesterlere göre cinsel ilişki esnasında bedeni algılama biçimleri anlamlı farklılık göstermemekle birlikte her trimesterdeki gebelerin cinsel ilişki sırasında beden görüntülerine odaklanmalarından kaynaklanan anksiyete düzeylerinin ortalamanın altında olduğu saptandı. Sağlık profesyonellerinin gebelerin her trimesterde cinsel ilişki esnasında beden algısı değişimlerine yönelik derinlemesine bilgi sahibi olması ve kanıta dayalı sağlık hizmeti sunmaları önerildi.

11. 
Penil fraktüre yönelik yapay zekâ platformlarının verdiği yanıtların doğruluğu ve klinik kullanılabilirliğinin değerlendirilmesi
Artificial intelligence responses to penile fracture: assessing accuracy and clinical utility
Ibrahım Hacıbey, Ahmet Halis
doi: 10.24898/tandro.2025.56244  Sayfalar 150 - 154
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, yapay zekâ (YZ) platformlarının nadir ancak acil bir ürolojik durum olan penis fraktürü ile ilgili sorulara verdikleri yanıtların doğruluğunu ve klinik yararlılığını değerlendirmektir.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Penis fraktürüyle ilgili temel klinik konuları kapsayan 25 soru, dört YZ platformuna (ChatGPT, Copilot, Gemini ve Perplexity) yöneltilmiştir. Her yanıt, iki uzman ürolog tarafından beş puanlık Likert ölçeğiyle “ilgililik”, “anlaşılırlık”, “yapı”, “klinik yararlılık” ve “gerçeklik” başlıklarında değerlendirilmiştir. Değerlendiriciler arası uyum intraclass korelasyon katsayısı (ICC) ile ölçülmüş ve istatistiksel analiz için tek yönlü ANOVA ile Tukey post-hoc testleri kullanılmıştır.
BULGULAR: Genel ortalama puanlara göre Copilot (4,90) ve ChatGPT (4,89) en yüksek puanları almıştır. Perplexity’nin skoru anlamlı şekilde daha düşük bulunmuştur (4,68; p <0,001). Copilot, özellikle anlaşılırlık ve gerçeklik kriterlerinde en iyi puanları almıştır. Değerlendiriciler arası uyum yüksek bulunmuş ve boyutsal analiz, Copilot ve ChatGPT’nin klinik açıdan tutarlı şekilde üstün performans sergilediğini göstermiştir.
SONUÇ: Yapay zekâ platformları –özellikle Copilot ve ChatGPT– penis fraktürü hakkında tıbbi açıdan anlamlı içerikler oluşturma potansiyeline sahiptir. Ancak, tüm modellerde gözlenen gerçeklik ve klinik detay eksiklikleri, bu araçların acil klinik kararlarda profesyonel gözetim olmaksızın kullanılmaması gerektiğini göstermektedir.

12. 
Vajinismuslu kadınlarda intravajinal biyofeedback destekli terapinin etkinliği
Efficacy of intravaginal biofeedback-assisted therapy in women with vaginismus
Savaş Özgür Ağlamış
doi: 10.24898/tandro.2025.31644  Sayfalar 155 - 161
AMAÇ: Transmukozal elektriksel sinir stimülasyonu (TENS) uygulamasından sonra EMG ölçümleriyle vajinal kasların gevşemesinin etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Anlık dijital EMG verileriyle tedavi başarı verilerimizin kolayca toplanıp analiz edilmesine olanak sağlayacak bir yöntemin uygulanması planlanmıştır.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu çalışma Ocak 2022 ile Ekim 2024 tarihleri arasında özel kliniğimizde gerçekleştirildi. NeuroTrac MyoPlus2 Pro cihazının (Verity Medical Ltd, İrlanda) intravajinal cihazı ortalama 30–45 saniyede vajinaya yerleştirildi. Ardından, çalışma ve dinlenme değerlendirme modunda, beş saniye kasılma ve beş saniye gevşeme süresince 55 saniye boyunca elektromiyografi (EMG) ile gönüllü kasılma ve gevşeme ölçümleri alındı. Ardından, cihazda kaydedilen akım gevşeme modunda intravajinal aparat ile 20 dakika boyunca 30 mA güçte intravajinal TENS uygulandı. Ardından, beş saniye gönüllü kasılma ve 5 saniye gevşeme süresince toplam 55 saniye boyunca kasılma ve gevşeme EMG ölçümleri alındı.
BULGULAR: Bu çalışmaya vajinismus için NeuroTrac MyoPlus2 Pro intravajinal cihazı uygulanan 135 hasta dâhil edildi. İş yerinde, ortalama ve en düşük EMG değerleri tedaviden sonra önemli ölçüde daha düşüktü (sırasıyla 22,8’e karşı 17,8 mV, p=0,013; 9,8’e karşı 8,1 mV, p <0,001). En yüksek EMG değeri ve maksimum istemli kasılma (MVC) değeri tedaviden önce ve sonra benzerdi. Dinlenme halinde, ortalama, en düşük, en yüksek ve MVC değerleri tedaviden sonra istatistiksel olarak önemli ölçüde daha yüksekti (sırasıyla 3,8’e karşı 1,9 mV; 1,2’ye karşı 0,6 mV; 13,8’e karşı 10,3 mV ve %16’ya karşı %13, p <0,001).
SONUÇ: NeuroTrac MyoPlus2 Pro intravajinal cihazı vajinismus yönetiminde etkin bir tedavi yöntemi olarak uygulanabilir.

13. 
Hemşirelik öğrencilerinin gözünden bir kadına bakım verirken cinsel yaşamını tanılama: Bir metafor analizi örneği
Diagnosing a woman’s sexual life while providing care through the eyes of nursing students: An example of metaphor analysis
Yeliz Dinçer, Şeydanur Bulut
doi: 10.24898/tandro.2025.16779  Sayfalar 162 - 170
AMAÇ: Bu araştırma ile hemşirelik öğrencilerinin gözünden bir kadına bakım verirken cinsel yaşamını sorgulamaya tanılamaya ilişkin bir metafor analizi sunmak amaçlanmıştır.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Zonguldak’ta bulunan bir devlet üniversitesinin Hemşirelik Bölümü’nde öğrenim gören 133 öğrenci ile yürütülmüştür. Çalışma verileri araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu ile toplanmıştır.
BULGULAR: Öğrencilerin yaş ortalaması 22,0±1,87 ‘dir. Öğrencilerden 80,5’i cinsellik için bilgi durumunu yeterli bulduğunu ve %53,4’ü cinsellik ile ilgili konuşurken kendini rahat hissettiğini ifade etmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, metaforlar açısından beş kategori ile ilişkilendirilmiştir; “Normal ve olağan bir yaşam alanı olduğunu düşünme kategorisi”, “Hasta açısından özel ya da çekinilecek bir alan olduğunu düşünme kategorisi”, “Eksik kalmış, konuşulmamış ve toplumsal olarak hazır olunmayan bir alan olduğunu düşünme kategorisi”, “Kendi açısından ayıp, kötü ya da utanılacak bir alan olduğunu düşünme kategorisi” ve “Kendi açısından zorlandığı, sevmediği veya çözemediği, hastaların verebileceği tepkilerden de çekindiği bir alan olduğunu düşünme kategorisi” dir. Bu kategorilerden sadece bir tanesi cinsel yaşamın sorgulanmasının doğal ve rahat bir süreç olarak geliştiğini gösterirken, diğer dört kategoride bu sürecin çeşitli engeller ile çevrili olduğu ve daha sancılı geçtiği vurgulanmaktadır.
SONUÇ: Bu çalışma sonuçlarına göre, hemşirelik öğrencilerinin hastalara cinsel sağlık bakım hizmeti verme konusunda tabu ve engellerinin bulunduğu belirlenmiştir. Bu konuda tabu ya da engellerin olmasının bütüncül bakım vermeyi engelleyebileceği, cinsel bakım konusunun detaylandırılarak çok boyutlu olarak ele alınmasının yararlı olabileceği düşünülmektedir.

DERLEME
14. 
Erkek infertilitesi tedavisinde güncel cerrahi yaklaşımlar
Current surgical approaches in the treatment of male infertility
Gökhan Çevik, Süleyman Ayvaz
doi: 10.24898/tandro.2025.42078  Sayfalar 171 - 178
İnfertilite, çiftlerin bir yıl boyunca düzenli cinsel ilişkiye rağmen spontan gebelik elde edememesi olarak tanımlanmaktadır. Çiftlerin yaklaşık %15’i bir yıl içerisinde gebelik elde edememekte ve infertilite için tedavi gereksinimi duymaktadırlar. İnfertilite nedenini kategorize edebilmek için her iki partnerin eş zamanlı değerlendirilmesi gerekmektedir. İnfertil çiftlerin yaklaşık %50’sinde anormal semen parametreleri ile birlikte erkek ilişkili bir faktör bulunmaktadır. Öte yandan, kadın partner >35 yaş ise, medikal öykü ve fizik muayene ile birlikte değerlendirilerek altı ay sonunda erken infertilite değerlendirmesi yapılabilir. İdiyopatik erkek infertilitesi olarak tariflenen %30–40 olguda, sperm parametrelerindeki bozulmayı açıklayacak herhangi bir erkek ilişkili faktör (fertiliteyi etkileyen yandaş hastalık, anormal fizik muayene bulgusu, anormal endokrin, genetik ve biyokimyasal laboratuvar bulgusu vs.) bulunmamaktadır. Günümüzde idiyopatik erkek infertilitesinin çevre kirliliği, reaktif oksijen türevleri ile sperm DNA hasarı oluşumu, genetik ve epigenetik anormallikler gibi daha önceden tanımlanamamış bazı patolojik faktörlerle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Erkek infertilitesi cerrahi tedavileri günümüzde altta yatan patolojiye yönelik olarak çeşitlilik göstermektedir. Teknolojinin de gelişmesi ve modern tıp cerrahi girişimlerine dâhil olmasıyla birlikte birçok yeni teknik geliştirilmiştir. Erkek infertilite etiyolojisinde yer alan en sık sebeplerden biri varikoseldir. Günümüzde sıklıkla mikroskopik varikoselektomi ile cerrahi tedavi gerçekleştirilmektedir. Benzer şekilde nonobsturktif azospermi (NOA) tanısı konulmuş erkek hastalarda da günümüzde sıklıkla mikroskopik TESE operasyonu yapılmaktadır. Şüphesiz teknolojinin hızlı gelişimi ile birlikte çoğu erkek infetilitesi cerrahi girişiminde yeni cihazlar ürologların tedavi seçenekleri arasında yerini alacaktır.

15. 
Androloji Yayınları ve Kongre Takvimi
Publications and Congress Calendar of Andrology

Sayfalar 179 - 182
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale