e-ISSN 2587-2524
Cilt : 28 Sayı : 2 Yıl :

Dizinler

Bu derginin içeriği Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı kapsamında lisanslanmıştır.

Androloji Bülteni - : 28 (2)
Cilt: 28  Sayı: 2 - 2026
1. 
Kapak
Cover

Sayfa I

2. 
Danışma Kurulu
Reviewers

Sayfalar II - III

3. 
Başkan'dan
From the President

Sayfa IV

4. 
Editör'den
From the Editor

Sayfa V

5. 
İçindekiler
Contents

Sayfa VI

ORIJINAL ARAŞTIRMA
6. 
İnfertil erkeklerde spermatogonial kök hücre farklılaşmasında miRNA’ların ve hedef genlerinin potansiyel etkilerinin in silico araştırılması
In Silico investigation of potential effects of miRNAs and their target genes on spermatogonial stem cell differentiation in infertile men
Neslihan Hekim, Sezgin Gunes, Sercan Ergün
doi: 10.24898/tandro.2026.09815  Sayfalar 81 - 86
AMAÇ: Erkek infertilitesinin altında yatan moleküler mekanizmalar tam olarak aydınlatılmamış olup, spermatogonial kök hücre (SSC) farklılaşmasının genetik ve epigenetik düzenleyicileri giderek daha fazla ilgi çekmektedir. Bu çalışmanın amacı, kriptozoospermik erkeklerin SSC’lerinde ifadesi arttığı raporlanan ASCL2, EGR4, HOXC9 ve DLX5 genlerini hedefleyebilecek miRNA adaylarını ve bu miRNA’ların potansiyel ortak hedef genlerini in silico yöntemlerle belirlemektir.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: İlk aşamada, diferansiyel olarak ifade edilen genleri hedefleyen mikroRNA'lar (miRNA'lar) miRWalk ve miRDB veri tabanları kullanılarak belirlendi. Bu miRNA'ların potansiyel hedef genleri ise miRNet ve miRTarBase veri tabanları ile analiz edildi.
BULGULAR: Hedef tahmin algoritmaları ile miRNA'ların potansiyel hedef genleri LCOR, ZZZ3, AR ve TACR3 olarak belirlendi.
SONUÇ: Sonuçlarımız, SSC farklılaşması ve spermatogenez sürecinde rol oynayabilecek yeni aday genleri ve bu süreci epigenetik düzeyde modüle edebilecek miRNA'ları tanımlayarak, erkek infertilitesinin altında yatan mekanizmaların daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Bu bulgular, ilerleyen çalışmalarda potansiyel biyobelirteçlerin ve terapötik hedeflerin belirlenmesine ışık tutabilir.

7. 
İnfertil bireylerin uyguladıkları geleneksel yöntemler ve geleneksel tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelik tutumları
Traditional methods used by infertile individuals and their attitudes towards traditional and complementary medicine practices
Gülsüm Kurt, Nezihe Kızılkaya Beji
doi: 10.24898/tandro.2026.90018  Sayfalar 87 - 94
AMAÇ: Bu araştırma, infertilite tedavisi gören kadın ve erkek bireylerin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) yöntem kullanımlarını ve bu yöntemlere karşı tutumlarını ölçek temelli olarak belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve ilişki arayıcı şekilde yapıldı.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: İstanbul’da bir özel hastanenin tüp bebek merkezinde, Şubat 2023- Haziran 2023 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmaya 233 infertil kadın ve 108 erkek olmak üzere toplam 341 birey alındı. Araştırmanın verileri, tanıtıcı bilgi formu ve Geleneksel Tamamlayıcı Tıp Tutum Ölçeği ile toplandı.
BULGULAR: İnfertil hastaların gebelik için geleneksel yöntem kullanma oranın %56.9 olduğu görüldü. Geleneksel yöntemleri kullanan bireylerin %63.9’u bu yöntemleri kullanırken doktora bildirmedikleri belirlendi. En yaygın kullanılan geleneksel yöntemler arasında manevi dualar (%51.5), soğan kürü (%17.0), fitoterapi (%16.0), hacamat (%16.5) ve incir kürü (%16.0) yer aldığı görüldü. Ayrıca, bal (%14.9), keçiboynuzu pekmezi (%12.4), avokado (%11.3) gibi doğal besin ürünlerinin de sıklıkla kullanıldığı saptandı. Gebelik için geleneksel yöntem kullananlar, kullanmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksek GTT tutum puanlarına sahip olduğu belirlendi. Ortaokul mezunu olan katılımcıların ölçek toplam puanları, üniversite ve lisansüstü mezunlarına kıyasla daha fazlaydı. Ayrıca geniş aileye sahip olan ve akraba evliliği olan katılımcıların ölçek toplam puanları daha fazlaydı. Geliri giderinden az olan katılımcıların ölçek toplam puanları da benzer şekilde geliri giderine eşit ya da geliri giderinden fazla olanlara kıyasla daha yüksekti.
SONUÇ: Katılımcıların yaklaşık olarak yarıdan fazlasının geleneksel yöntem kullandıkları ve bu yöntemleri kullanan katılımcıların Geleneksel Tamamlayıcı Tıp Tutum Ölçeği toplam puanlarının da daha yüksek olduğu belirlendi. Geleneksel Tamamlayıcı Tıp Tutum Ölçeği toplam puanını eğitim, aile yapısı, gelir durumu ve akraba evliliği etkileyen faktörlerdendi.

8. 
Erkeklerde mastürbasyon şeklinin penil eğrilik üzerine etkisi var mıdır? Bir olgu–kontrol çalışmasından bulgular
Does the way men masturbate influence penile curvature? Evidence from a case–control study
Abdullah Akdağ, Ertuğrul Arıkız, Muhammed Ali Kaya, Murat Öksüzoğlu, Eymen Özer, Turan Özdemir, Enes Yavuz, Halil Lütfi Canat
doi: 10.24898/tandro.2026.65037  Sayfalar 95 - 100
AMAÇ: Peyronie hastalığı (PH), peniste eğriliğe yol açan, tunika albuginea içinde fibrotik plak oluşumu ile karakterizedir. Tekrarlayıcı mekanik mikrotravmanın PH patogenezinde rol oynadığı düşünülmekle birlikte, mastürbasyon alışkanlıkları ve baskın el durumunun eğrilik özelliklerine katkısı net değildir. Bu çalışmanın amacı, PH’li erkeklerde mastürbasyonla ilişkili davranışlar, el kullanım paterni ve bunların penis eğriliğinin yönü ve derecesi ile ilişkisini sağlıklı kontrollerle karşılaştırmalı olarak incelemektir.

GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu kesitsel olgu–kontrol çalışmasına Kasım 2024–Ekim 2025 tarihleri arasında başvuran, ≥18 yaş erkekler dahil edildi. Yalnızca en az bir yıldır kronik, stabil fazda olan PH hastaları çalışmaya alındı. Son beş yıla ait alışkanlıklar temel alınarak; baskın el, mastürbasyon yapılan el, mastrubasyon yapılan/baskın el uyumsuzluğu, ejakülasyon, koital ve mastürbasyon sıklığı ile kayganlaştırıcı kullanımı verileri toplandı. Cinsel davranış değişkenleri ile eğriliğin yönü ve derecesi arasındaki ilişkiler analiz edildi.

BULGULAR: Temel demografik ve klinik özellikler gruplar arasında büyük ölçüde benzerdi. Baskın el (p=0.004) ve mastürbasyon yapılan el (p=0.007) dağılımları PH hastaları ile kontroller arasında farklılık gösterirken, kayganlaştırıcı kullanımı (p=0.324) ve el uyumsuzluğu oranları (p=0.191) benzerdi. Eğrilik yönü; baskın el (p=0.262), mastürbasyon yapılan el (p=0.647) veya el uyumsuzluğu (p=1.000) ile ilişkili değildi. Medyan eğrilik derecesi 40° (IQR 30–50) olup; ejakülasyon (p=0.672), koital sıklık (p=0.955), mastürbasyon sıklığı (p=0.522), mastürbasyon yapılan el (p=0.995) veya kayganlaştırıcı kullanımı (p=0.641) ile korelasyon göstermedi.

SONUÇ: Kronik Peyronie hastalığında mastürbasyon alışkanlıkları, baskın el, el uyumsuzluğu ve cinsel aktivite sıklığı; penis eğriliğinin yönü veya şiddeti ile ilişkili değildir. Bu bulgular, stabil hastalık fazında alışkanlık haline gelmiş cinsel davranışların eğrilik özelliklerini bağımsız olarak etkilemediğini göstermektedir.


9. 
Mikrodiseksiyon testiküler sperm ekstraksiyonu ile ilgili YouTube videolarının kalite, güvenilirlik, şeffaflık ve içerik düzeyi açısından değerlendirilmesi
Evaluation of the Quality, Reliability, Transparency, and Content of YouTube Videos on Microdissection Testicular Sperm Extraction
Cem Tuğrul Gezmiş, Mustafa Satılmışoğlu
doi: 10.24898/tandro.2026.16769  Sayfalar 101 - 106
AMAÇ: YouTube’daki mikrodiseksiyon testiküler sperm ekstraksiyonu (mTESE) videolarının kalite, güvenilirlik, şeffaflık ve içerik düzeyi açısından değerlendirilmesi amaçlandı.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu kesitsel çalışmada, 12 Mart 2026 tarihinde YouTube’da “Microdissection testicular sperm extraction”, “micro TESE azoospermia”, “mTESE azoospermia”, “mTESE infertility”, “micro TESE”, “mTese” ve “micro tese infertility” anahtar kelimeleri kullanılarak sistematik arama yapıldı. Her bir anahtar sözcük için alaka düzeyine göre sıralanan ilk 50 video kaydedildi. Süresi en az 30 saniye olan, içeriği doğrudan mTESE veya azoospermide sperm elde edilmesine odaklanan, İngilizce ve görsel-işitsel açıdan erişilebilir videolar çalışmaya dahil edildi. Videoların eğitsel kalitesi GQS, güvenilirliği mDISCERN, şeffaflığı JAMA ölçütleri ve hasta odaklı içerik bütünlüğü mTESE’ye özgü 15 maddelik içerik kontrol listesi ile değerlendirildi.
BULGULAR: Toplam 350 video tarandı; yinelenen ve uygun olmayan videolar dışlandıktan sonra 96 video nihai analize dahil edildi. En sık yükleyici türü hastane/kliniklerdi (%43,8) ve videoların büyük çoğunluğu eğitici anlatım biçimindeydi (%72,9). Medyan video süresi 4,15 dk (IQR: 2,29–9,76), medyan izlenme sayısı 818 (IQR: 316,25–4693,50) idi. Medyan mTESE içerik skoru 8 (IQR: 5–10), mDISCERN skoru 3 (IQR: 2–3,25), JAMA skoru 2 (IQR: 1–2) ve GQS skoru 3 (IQR: 2–3) olarak bulundu. İçerik değerlendirmesinde en sık yer verilen başlık azoospermiye ilişkin temel değerlendirme süreciydi (%81,2); komplikasyonlar ise yalnızca videoların %26,0’ında yer aldı. Video yükleyici türüne göre yalnızca JAMA skorlarında anlamlı farklılık saptandı (p=0,011). Video popülarite göstergeleri ile kalite skorları arasında anlamlı ilişki bulunmadı.
SONUÇ: YouTube’daki mTESE videoları hasta bilgilendirmesi açısından belirli bir içerik sunmakla birlikte, özellikle şeffaflık ve danışmanlık açısından önemli sınırlılıklar taşımaktadır. Daha nitelikli dijital hasta eğitimi için, daha dengeli, kaynak gösterimi güçlü ve hasta odaklı içeriklere ihtiyaç vardır.

10. 
Mikroskobik varikoselektomi başarısını öngörmede semen ve serum parametrelerinin rolü
The role of semen and serum parameters in predicting the success of microscopic varicocelectomy
Mehmet Kutlu Demirkol, Furkan Hasbolat, Mustafa Metin, Mehmet Geze, Sefa Resim
doi: 10.24898/tandro.2026.88557  Sayfalar 107 - 114
AMAÇ: Mikroskopik varikoselektomi ameliyatında preoperatif serum ve sperm parametrelerinin öngörücü değerini belirlemek.
GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya 2015-2024 tarihleri arasında mikroskobik varikoselektomi yapılan 76 hasta dahil edildi. Total hareketli sperm sayısındaki (TMSC) iyileşme > %50 ise başarılı kabul edildi. Başarılı ve başarısız her iki grupta 38 hasta mevcuttu. Yaş, varikosel derecesi, sol spermatik ven çapı, sperm konsantrasyonu, total sperm sayısı, TMSC, ileri hareketlilik, normal morfloji ve vitalite yüzdeleri ve ortalama trombosit hacmi (MPV) değerleri kaydedildi. Varikoselektomi başarısını tahmin etmek için hem tekli hem de çoklu lojistik regresyon analizleri kullanıldı. Kestirim değerleri, ROC eğrisi analizi kullanılarak belirlendi.
BULGULAR: Çoklu lojistik regresyon modelinde, varikoselektomi başarısını öngören bağımsız değişkenler TMSC ve ortalama trombosit hacmi (MPV) idi (sırasıyla; OR=0,93; %95 GA: 0,89-0,98; p=0,005 ve OR=2,06; %95 GA: 1,07-3,96; p=0,03). ROC analizi yapılarak TMSC için 3,45 milyon ve MPV için 10,35 fL kestrim değerleri hesaplandı ( sırasıyla; AUC=0,745, %73 duyarlılık, %71 özgüllük ve AUC=0,636, %44 duyarlılık, %74 özgüllük).
SONUÇ: TMSC ve MPV, mikroskobik varikoselektomi başarısını öngörmede kullanılabilecek bağımsız prediktif değişkenler olarak bulunmuştur. TMSC ve MPV için belirlenen kestirim değerleri (sırasıyla; 3,45 milyon ve 10,35 fL ), hasta danışmanlığı ve cerrahi karar verme sürecinde klinisyenlere rehberlik edebilir.

DERLEME
11. 
Erektil disfonksiyon ve fizyoterapi
Erectile dysfunction and physiotherapy
Mesut Arslan
doi: 10.24898/tandro.2026.53765  Sayfalar 115 - 121
Erektil disfonksiyon (ED), tatmin edici bir cinsel ilişki için gerekli olan penil ereksiyonu elde etme veya sürdürmede yaşanan yetersizlik olarak tanımlanır. Prevalansı yaşla birlikte artmakta olup, ülkemizde özellikle 40 yaş üstü bireylerde %33'e kadar çıkabilmektedir. ED'nin etyolojisinde kardiyovasküler risk faktörleri, nörojenik sebepler, endokrin bozukluklar, psikojenik durumlar ve lumbopelvik bölgedeki disfonksiyonlar gibi multifaktöriyel nedenler rol oynar. Tüm bu faktörler; endotelyal disfonksiyon ve sistemik inflamasyon, aşırı sempatik aktivite ve artan periferal katekolaminler, pelvik kan akımı ve penil oksijenasyonda azalma ve dolayısıyla ED ile sonuçlanmaktadır.
Bu derlemede, ED'de fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımları güncel kılavuzlar (AUA 2018, EAU 2025) ve kanıta dayalı literatür eşliğinde incelenmiş, Oxford Kanıt Düzeyi Sınıflaması (OCEBM 2011) kullanılarak kanıt düzeyi analizi yapılmıştır.
Kanıt düzeyi analizi, yaşam tarzı değişiklikleri (Level 1-3) ve aerobik/direnç egzersiz eğitiminin (Level 1-2) en güçlü kanıt düzeyine sahip olduğunu göstermektedir. Pelvik taban kas eğitimi de güçlü kanıt düzeyiyle (Level 1-2) öne çıkmakla birlikte, bu alanda daha kesin sonuçlara ulaşmak için ileri randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Düşük yoğunluklu ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (LI-ESWT) (Level 1), hafif vaskülojenik ED'li ve PDE5i'ye kısmi yanıt veren hastalarda alternatif tedavi seçeneği iken, elektrik stimülasyonu (Level 1-2) ve manuel tedavi (Level 5) için kanıtlar yetersizdir.
ED'li bireylerin fizyoterapi programları oluşturulurken bu kanıt düzeyleri ve klinik öneriler dikkate alınmalı, multidisipliner ekip anlayışıyla hareket edilmelidir. Özellikle düşük kanıt düzeyine sahip yöntemler için daha fazla randomize kontrollü çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

12. 
Testiküler kompartman sendromu: Testis hasarının bir nedeni
Testicular compartment syndrome: A cause of testicular damage
Fatih Ekren
doi: 10.24898/tandro.2026.29577  Sayfalar 122 - 126
Testiküler kompartman sendromu az bilinen ve tanısı şüphe edilmediği zamanlarda konamayan bir durumdur. Vücudun birçok bölgesi için kompartman sendromu iyi tanımlanmıştır. Tunika albuginea içinde oluşan basınç artışı ile mikrosirkülasyonun bozulması sonucu oluşan doku iskemisi testiküler kompartman sendromunu ifade eder. Hematom, hidrosel, varikosel, skrotal herni, testis torsiyonu, orşit, epididimit gibi birçok nedenle oluşabilir. Primer nedenin düzeltilmesi sonrası ortaya çıkan iskemi reperfüzyon hasarı da testiküler kompartman sendromu gelişmesine sebep olabilir. Tedavisinde primer nedenin düzeltilmesi yanında kompartman basıncının da düşürülmesi önemlidir. Antioksidan tedavi eklenmesi iskemi/reperfüzyon hasarından korunmayı sağlayabilir. Uygun ve yeterli tedavi edilememesi durumunda oluşan testis hasarı endokrin fonksiyonların ve spermatogenezin bozulmasına neden olur.

13. 
Erkek infertilitesinde insan sperminin biyolojisi ve sperm disfonksiyonunun mekanizmaları
Human sperm biology and mechanisms of sperm dysfunction in male infertility
Pelin Costur Filiz, Mustafa Melih Culha
doi: 10.24898/tandro.2026.77010  Sayfalar 127 - 133
Amaç
Erkek infertilitesi, sperm fonksiyonunu ve üreme potansiyelini etkileyen karmaşık moleküler ve hücresel mekanizmaları içeren multifaktöriyel bir durumdur. Konvansiyonel semen analizi klinik değerlendirmenin temelini oluşturmaya devam etmektedir; ancak sperm konsantrasyonu, motilite ve morfoloji gibi parametreler çoğu zaman altta yatan moleküler anormallikleri yansıtmakta yetersiz kalmaktadır. Bu derleme, insan spermatozoasının biyolojik yapısı ve erkek infertilitesinde sperm disfonksiyonundan sorumlu başlıca moleküler mekanizmalara ilişkin güncel bilgileri özetlemeyi amaçlamaktadır.
Gereç ve Yöntem
Sperm biyolojisi ve erkek infertilitesinde sperm disfonksiyon mekanizmaları ile ilgili yayınları belirlemek amacıyla PubMed, Scopus, Web of Science ve Google Scholar veri tabanları kullanılarak anlatısal bir literatür derlemesi yapılmıştır. 2000–2025 yılları arasında yayımlanan çalışmalar değerlendirilmiş; özellikle oksidatif stres, sperm DNA fragmantasyonu, epigenetik düzenleme ve sperm fonksiyonunun yeni ortaya çıkan moleküler belirleyicilerine odaklanan güncel literatüre ağırlık verilmiştir.
Bulgular
Mevcut kanıtlar, oksidatif stres, mitokondriyal disfonksiyon, kromatin yeniden düzenlenme bozuklukları ve sperm DNA fragmantasyonunun, fertilizasyonun bozulmasına ve olumsuz üreme sonuçlarına katkıda bulunan temel mekanizmalar olduğunu göstermektedir. Genomik hasara ek olarak, spermatozoalar erken embriyonik gelişimi ve yavru sağlığını etkileyebilecek düzenleyici RNA’lar ve epigenetik bilgileri de taşımaktadır. Ayrıca yeni veriler, moleküler profilleme ve yapay zekâ temelli sperm değerlendirme yaklaşımlarının fonksiyonel olarak yetkin spermatozoaların belirlenmesi için yeni araçlar sağlayabileceğini göstermektedir.
Sonuç
Erkek infertilitesi yalnızca konvansiyonel semen parametreleri ile tam olarak açıklanamaz. Sperm DNA fragmantasyonu ve oksidatif stres değerlendirmesi gibi moleküler analizlerin geleneksel semen analizi ile birlikte kullanılması tanısal doğruluğu ve klinik karar verme süreçlerini iyileştirebilir. Moleküler sperm biyolojisindeki ilerlemeler ve yeni teknolojiler, üreme tıbbında daha hassas ve bireyselleştirilmiş yaklaşımların geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

OLGU SUNUMU
14. 
46,XY gonadal disgenezis spektrumunda iki kardeş olgu sunumu
Two Sibling Cases Within the Spectrum of 46,XY Gonadal Dysgenesis
Kadri Sergen Akça, Selim Koç, Furkan Çapar, Emre Hepşen, Burcu Candemir, Murat Cakan
doi: 10.24898/tandro.2026.93284  Sayfalar 134 - 137
46, XY gonadal disgenezis, testiküler gelişimin bozulması sonucu ortaya çıkan nadir bir cinsiyet gelişim bozukluğudur. Bu yazıda primer amenore nedeniyle değerlendirilen ve 46, XY karyotipi saptanan iki kardeş olgu sunulmaktadır. Her iki hastada da dişi dış genital yapı, pubertal gelişim yetersizliği, bilateral inguinal bölgede atrofik testis dokuları ve histopatolojik olarak Sertoli hücreli tübüller saptanmıştır. Malignite riskinin azaltılması amacıyla bilateral inguinal orşiyektomi uygulanmış ve sonrasında hormon replasman tedavisi planlanmıştır. Olgular, ailevi geçiş olasılığı ve klasik Swyer sendromundan farklı klinik özellikleri nedeniyle dikkat çekicidir.

ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ
15. 
Androloji Yayınları ve Kongre Takvimi
Publications and Congress Calendar of Andrology

Sayfalar 138 - 140
Makale Özeti |Tam Metin PDF

LookUs & Online Makale