
Bu derginin içeriği Creative Commons Atıf-GayriTicari 4.0 Uluslararası Lisansı kapsamında lisanslanmıştır.
Giriş: Pleomorfik fibrom, ilk kez 1989 yılında Kamino ve ark. tarafından tanımlanan, nadir görülen benign fibröz bir deri tümörüdür. Çeşitli kutanöz bölgelerde bildirilmiş olmasına rağmen, erkek genital bölge yerleşimi daha önce tanımlanmamıştır.
Olgu Sunumu: Yirmi yedi yaşında erkek hasta, penis frenulumunda yavaş büyüyen ve ağrısız bir kitle ile başvurdu. Hastanın, cinsel uyarılma sırasında üretral akıntıyı önlemek amacıyla frenulum çevresine tekrarlayan şekilde bant uygulama öyküsü mevcuttu ve bu durum kronik mekanik irritasyona yol açmıştı. Lezyon spinal anestezi altında tamamen eksize edildi. Histopatolojik incelemede, nükleer atipi içermeyen pleomorfik fibroblast benzeri hücreler ve güçlü vimentin pozitifliği saptanarak pleomorfik fibrom tanısı doğrulandı. Altı aylık takipte nüks izlenmedi.
Tartışma: Pleomorfik fibrom, belirgin sitolojik pleomorfizme rağmen klinik olarak indolent seyirli nadir bir benign neoplazmdır. Genital tutulum son derece nadirdir ve sunulan olgu, penis yerleşimli ilk vaka niteliğindedir. Kronik mekanik mikrotravmanın fibroblastik proliferasyonu tetikleyerek patogenezde rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Sonuç: Pleomorfik fibrom, özellikle kronik lokal travma öyküsü bulunan hastalarda penis kitlelerinin ayırıcı tanısında dikkate alınmalıdır. Cerrahi eksizyon küratif olup, nüks son derece nadirdir.
Anahtar Kelimeler: pleomorphic fibroma, penis, benign tumor, chronic irritation
Introduction: Pleomorphic fibroma is a rare benign fibrous skin tumor first described by Kamino et al. in 1989. Although it has been reported at various cutaneous sites, involvement of the male genital region has not previously been documented.
Case Presentation: We report a 27-year-old male presenting with a slowly enlarging, painless mass located at the penile frenulum. The patient had a history of repeatedly applying adhesive tape around the frenulum to prevent urethral discharge during sexual arousal, resulting in chronic mechanical irritation. Complete surgical excision was performed under spinal anesthesia. Histopathological examination revealed pleomorphic fibroblast-like cells without nuclear atypia, with strong vimentin positivity, consistent with pleomorphic fibroma. No recurrence was observed during six months of postoperative follow-up.
Discussion: Pleomorphic fibroma is an uncommon benign fibrous neoplasm characterized by marked cytologic pleomorphism despite an indolent clinical course. Genital involvement is exceedingly rare, and this case represents the first reported occurrence on the penis. Chronic mechanical microtrauma may play a contributory role in tumor development by inducing fibroblastic proliferation. Despite histologic similarities to atypical fibroxanthoma, pleomorphic dermatofibroma, and low-grade sarcomas, features such as low cellularity, absence of mitotic activity, thickened collagen bundles, and a consistent immunophenotype support a benign diagnosis.
Conclusion: Pleomorphic fibroma should be considered in the differential diagnosis of penile masses, particularly in patients with chronic local irritation. Complete local excision is curative, and recurrence is exceptionally rare.
Keywords: pleomorfik fibroma, penis, benign tümör, kronik iritasyon